Savunmacılık genelde “kötü niyet” değil; tehdit algısına karşı otomatik bir korunma refleksi. Kişi kendini suçlanmış, yetersiz, kontrol ediliyor ya da küçük düşürülüyor hissedince beyin “saldırı var” diye yorumlar ve inkâr, karşı saldırı, konuyu saptırma, mağduriyet devreye girer. Sen de konuşmayı çözmek isterken bir anda “mahkeme salonu”na düşersin. 😅
Aşağıdaki yaklaşım, iletişimi “haklı çıkma”dan alıp sonuç alma tarafına çeker.
1) Hedefi netleştir: “Anlaşılmak” mı “çözüm” mü?
Savunmacı biriyle konuşurken “beni anla” modu çoğu zaman tartışmayı büyütür. Daha işlevsel hedef:
-
Tek bir somut konu
-
Tek bir talep
-
Tek bir sonraki adım
“Bu konuşmadan tek istediğim: X olduğunda Y yapmanı rica etmek.”
2) Suçlama dilini sıfırla (özellikle “sen hep”)
Savunmacı kişi “kişiliğine saldırı” sezdiği an kapanır.
Kötü: “Sen hep böylesin.”
İyi: “Dün akşam mesajıma dönmeyince içimde ‘önemsizim’ düşüncesi tetiklendi.”
Formül:
Gözlem (yorum yok) + Etki + İhtiyaç + Rica
“Toplantıda sözüm kesilince (gözlem), kendimi görünmez hissettim (etki). Daha eşit söz hakkına ihtiyacım var (ihtiyaç). Bir dahakinde bitirmemi bekler misin? (rica)”
3) “Niyet” yerine “etki” konuş
Savunmacı kişiler niyetlerinin iyi olduğunu kanıtlamaya çalışır. Sen niyete takılırsan döngü uzar.
“Niyetin kötü demiyorum. Etkisi beni zorladı.”
Bu cümle birçok tartışmayı tek başına düşürür. ✅
4) Duyguyu doğrula ama davranışı onaylama
Doğrulama, “hak veriyorum” demek değildir; “seni duyuyorum” demektir.
“Şu an eleştirildiğini hissetmen çok anlaşılır. Benim derdim kavga değil, şu konuyu çözmek.”
Savunmayı düşürür, ama sınırı korur.
5) Tartışma tuzaklarını tanı: 4 klasik manevra
Savunmacı kişinin otomatikleri:
-
Karşı saldırı: “Sen de şunu yaptın…”
-
Saptırma: “Asıl mesele bu değil…”
-
İnkâr/minimize: “Abartıyorsun.”
-
Mağduriyet: “Zaten ben hep suçlu oluyorum.”
Cevap stratejisi: Kısa, sakin, konuya geri
“Onu sonra konuşalım. Şu an konuştuğumuz: X.”
6) Ses tonu ve tempo: %70 çözüm burada 😌
Savunmacılığa en çok hız ve sert ton yakıt olur.
-
Yavaşlat
-
Kısa cümle
-
Duraklama
-
Tek soru
“Şu an savunmaya geçtiğini hissediyorum. Devam edelim mi, 10 dakika ara mı verelim?”
Ara vermek kaçmak değil; sinir sistemini resetlemek.
7) “Seçenekli rica” kullan: kontrol savaşını bitir
Savunmacı kişiler kontrol kaybına hassastır. İki seçenek sunmak işe yarar:
“Bunu şimdi mi konuşalım, akşam 8’de mi?”
“Bunu mesajla mı toparlayalım, yüz yüze mi?”
Kontrol hissi artınca savunma azalır.
8) Sınır koy: “Bu şekilde konuşursak devam etmeyeceğim”
Savunmacılığın bir kısmı saygısızlığa kayabilir. Burada net ol:
“Ses yükselirse/alay olursa konuşmayı durduracağım. Sakinleşince devam ederiz.”
Sınır = tehdit değil. İlişkiyi koruyan çerçeve.
9) “Kanıt sunma” tuzağına düşme
Savunmacı kişi, seni “kanıtla” döngüsüne sokar. Ne kadar kanıt, o kadar tartışma.
Daha iyi yaklaşım:
“Burada kimin haklı olduğuna değil, bundan sonra ne yapacağımıza odaklanalım.”
10) Konuşma bitişini somutlaştır: mini anlaşma
Savunmacı kişiler belirsizlikte tekrar savunmaya döner.
“Tamam, o zaman: X olunca Y yapıyorsun. Ben de Z yapacağım. 1 hafta deneyelim.”
Hazır cümleler (kurtarıcı set) 🧰
-
“Niyetini kötülemiyorum, etkisini anlatıyorum.”
-
“Şu an savunmaya geçtiğimizi hissediyorum; konuyu küçük parçalara bölelim.”
-
“Bunu tartışmak için değil çözmek için konuşuyorum.”
-
“Haklılık yarışına girmeyelim; bir sonraki adımı seçelim.”
-
“Ses yükselirse ara verelim, sonra devam edelim.”
-
“Şu an tek konu: …”
Ne zaman iletişim değil, “dinamik” sorundur?
Eğer kişi sürekli savunmacıysa ve her konuşma:
-
gaslighting (“abartıyorsun, öyle olmadı”),
-
aşağılamaya,
-
tehdit/cezalandırmaya,
-
sorumluluk almamaya
gidiyorsa, bu artık “iletişim tekniği” değil ilişkisel güven ve olgunluk problemidir. Burada hedef “doğru konuşmak” değil, sınır ve sonuç yönetimi olur.

